LİVA ANAOKULU

bilgi@livaanaokulu.com

Bulgurlu Mah. Aygül Sok. No:7 Üsküdar

0216 505 40 10

Hafta içi
07:30 - 19:00

Çocuğuma Televizyon İzletmek Gerçekten Tehlikeli mi?

Yapılan araştırmalar çocukların 18. aylarından itibaren televizyondan gelen uyaranlara kısa süreli de olsa ilgi gösterdiğini ancak “izleyici” olarak adlandırmalarının ancak 2.5 yaşlarından sonra olduğunu göstermektedir.

• 2.5 yaş itibariyle çocuklar gördükleri (izledikleri) olay ve davranışları taklit etme yetisine de sahip olurlar. Bu yaş çocuklarının ilgisinin hızlı efektlerle değişen sahnelere sahip çizgi filmler olduğu göz önünde tutulduğunda, bu yapıtları “taklit” eden ve bu yapıtlardan öğrenen çocukların hayatında çizgi filmlerin önemini görürüz.
• 3–6 yaş arası çocuklarda ise bu rolün önemi daha da artar çünkü araştırmalar bu yaş grubu çocuklarının televizyon ve dolayısıyla çizgi film izlerken artık“anlam” arayışı içinde olduklarını ortaya çıkartmaktadırlar.

Televizyonun çocuklar üzerinde olumsuz etkilerinin yanı sıra olumlu etkileri de vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

Güdüleyici, eğlendirici ve öğretici nitelikleri: Herkesin de bildiği gibi televizyon çoğu çocuk için en büyük eğlence kaynağıdır. Televizyonun karşısındayken resmen dünyayla bağlantılarını kesip yüzlerinde hafif bir gülümsemeyle izlerler. Ama fark etmezler ki izledikleri çizgi filmler, programlar onları eğlendirirken bir yandan da öğreticilik görevini üstlenir.. Çevresini yeni tanımaya başlayan çocukların içinde nesne ve objeleri tanıyarak isimlerini tam telaffuz edebilmelerini de sağlamaktadır. Bazı çizgi filmlerde kullanılan şarkılarla öğretme yöntemi de çocuğun müzikal yönünü geliştirir.

Uzak yerler ve dünya hakkında bilgileri arttırır: Çocuklarda en büyük özellik merak duygusu ve hayal etme gücünün sınırsızlığıdır. Küçük yaş grubundaki bazı çocuklar diğer insanların nerede yaşadıklarını, neden bazılarının farklı renkte olduklarını, giyim tarzlarının neden kendileri gibi olmadığını merak ederler. İşte bu soruları sormaya başlamalarındaki büyük etmenlerden birisi televizyonda izledikleri programlardır. Örneğin; milli bayramlarda ekranlarda gösterilen her dinden, her renkten, her milletten çocukların olduğu programlar bu duruma örnektir. Ayrıca her çizgi film ayrı iklimlerde, coğrafyalarda oluşturulduğu için çocukları yaşadıkları yerler dışında da yerler olduğunun bilincine vardırır.

Olumlu davranışlar sergileyen modeller sunar: Her çizgi film şiddet içerikli değildir. Günümüzde de bazı çizgi filmler çocuklar için örnek model oluşturması için kasıtlı kareler vardır. Örneğin; yerli yapım olan Pepe’de aile bireylerinin birlikte vakit geçirmesi, işbölümlerinin yapılması, kardeşiyle ilgilenmesi, büyükanne ve büyükbabasına karşı saygılı olması, ailede birbirlerine karşı olan üslup ve tutumları da bunlara örnektir.

Çocukların kendilerini tanıyabilmelerine yardımcı olur: İzledikleri çizgi filmlerde kendi fiziksel özelliklerine uygun karakterler bularak cinsiyet ayırımını ve bunun getirdiği farklılıkları anlarlar. Örneğin; erkek çocuklarının çizgi filmlerde maç yapması kız çocuklarınınsa genelde pembe renkte giyinip daha naif olmaları buna örnektir.

Çocukların kişiliklerini geliştirebilmelerine ortam hazırlar: Eğitici çizgi filmlerde verilmek istenen mesajlar çocukların kişiliklerini oluşturmada etkilidir. Yardımseverlik, paylaşma, kendini ifade ederek istediklerini ya da istemediklerini dile getirme bunu yaparken de üslubu düzgün kullanabilme gibi kişiliksel yönden gelişirler. Çocuk hayal dünyasınıgeliştirerek bir olaya tek bir bakış açısıyla değil birçok bakışaçısıyla değerlendirmeyi öğrenir

Çocuklara düşünme, sorgulama ve eleştirme fırsatı verir: Çocuklar çizgi filmleri izlerken kendi yaşamlarıyla karakterlerin yaşamlarını karşılaştırırlar ve böyle sorgulamaya ve eleştirmeye başlarlar. Ailesinde hakaret etmeden diyalog kurmayı öğrenen bir çocuk izlediği çizgi filmde hakaret içerikli bir sahne gördüğü anda eleştirel bir tutuma girerek bunun doğru olup olmadığını kendi içinde sorgular.

 

Televizyonun çocuklar üzerindeki bu olumlu etkileri arttırmak için:
Anne babanın görevi; çocuğu sadece vakit geçirmesi için ya da başından savmak için çizgi film karşısına oturtturmamalıdırlar. Çocuklarının izledikleri çizgi filmleri sürekli kontrol etmelidirler ve çocukların davranışlarındaki olumlu ya da olumsuz değişiklikleri gözetmelidirler. Ayrıca televizyon izleme sürelerini sınırlamalıdırlar. Çizgi filmler izlendikten sonra izlenilen programın havada kalmaması için çocuklarıyla oturup kendi değerlerini, tercihlerini ve görüşlerini ortaya koyarak çocukla konuşmalıdırlar. Beraber izledikleri programlarda çocuklar soru sorabilir. Çocuğunun sorduğu soruları anlayabileceği bir dille ve doğru bir şekilde cevaplandırmalıdırlar. Ayrıca çalışan anne babalar çocuklarını emanet ettikleri bakıcılarını özenle seçmeliler ve bu konu hakkında uyarmalıdırlar.

Ayrıca toplum olarak eleştirel televizyon izleme becerileri edinmeliyiz. Bir televizyon programına kim hazırlamış, niçin ne amaçla, bundan kimin kazancı var, kim kaybediyor sorularını sormalı ve verileri sosyal, politik ve ekonomik yönleriyle değerlendirebilmeliyiz.

ÇİZGİ FİLMLERİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ

Henüz hayal ile gerçeği ayırt edemeyen büyük oranda gördüklerinin etkisiyle bir dünya kuran 0-6 yaş grubundaki çocukların, hem benlik oluşumu hem kişilik gelişimi hem de kültürleşme gibi bireysel gelişim süreçlerinde çizgi filmler önemli bir yer teşkil etmektedir. Günde yaklaşık dört saat televizyon karşısında kalan çocuğun kültürel etkileşim konusunda çizgi filmlerdeki davranış kalıplarını, düşünce tarzlarını, model olabilecek kişilerin genel özelliklerini benimsemesi kaçınılmazdır.

 

Medya ve çocuk konusunda yapılan çalışmalar son dönemlerde medyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Özellikle şiddet ve cinsellik bu anlamda en fazla incelenen konular arasında yer almaktadır.

 

Pek çoğumuz çocukların şiddet içeren filmleri ya da haber programlarını izlememesi gerektiğini düşünürüz, ama aynı hassasiyeti “masum” çizgi filmler konusunda göstermeyiz. “Oysa burada başka bir tehlike başgösteriyor. Örneğin, Tom ve Jerry tüm bir film boyunca birbirlerini yiyor, kafalarını yüzlerce kez tavana çarpıyor, vücutlarının üzerinden tanklar geçiriyorlar. Fakat sonuçta bir şey olmuyor ve bu sonuçsuz şiddet, çocukların hafızalarında, yumruklanan ya da yüksekten atılan canlıların silkelenip yeniden hayata dönebilecekleri yönünde bir mesaja dönüşüyor…” Böyle bakınca, “Tom ve Jerry’yi ekrana sürerken, belki de şiddete sevimli bir maske giydirmiş ve çocukların bilinçaltına işlemiş oluyoruz.”

 

Çocuğun şiddet içerikli filmlerde gördüğü figürler trajik sonuçlar da ortaya çıkarabilmektedir. Fakat araştırmalar, ebeveynlerin medyadaki şiddete karşı takındıkları tutumların, bu şiddetin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletebildiğini göstermiştir.

 

 

Çizgi filmler çocukları 4 ana şekilde olumsuz etkileyebilir:

1)Şiddete yöneltme: Araştırmalara göre şiddet içerikli çizgi film izleyen çocukların diğer yaşıtlarına göre daha fazla kavga ettikleri, daha gergin ve agresif olduklarıgözlemlenmiştir. Yine bu çocukların ebeveyn, ve büyükleriyle ilişkilerinde daha gergin, sabırsız ve asi oldukları ortaya çıkmıştır. Şiddet içeren çizgi filmlerin bu programları izleyen çocuklar üstünde 3 ana etkisi olduğu saptanmıştır. Bunlar:
a) Bu çocukların “diğerlerinin” acı ve üzüntülerine daha az hassas olması,
b) Bu çocukların gerçek hayatta çevrelerindekişiddet unsurlarından gerektiği kadar hatta hiç rahatsız olmamaları,
c) Daha önceki araştırmanın da işaret ettiği gibi bu çocukların çevrelerine karşı agresif ve şiddet dolu davranışlarda bulunmada diğerlerine göre daha yatkın olduklarıdır.
2)Bilişsel fonksiyonları köreltme (azaltma): 2004 yılında yapılan bir araştırma günde ortalama 3 –4 saat televizyon ve dolayısıyla çizgi film izleyen çocukların dikkat eksikliği ve hiperaktivite rahatsızlığı geliştirme olasılıklarının diğerlerine göre % 30 ile % 40 daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır.
3)Gerçeklikten kopma: Yapılan araştırmalar eğer dikkat edilmez ve engel olunmaya çalışılmaz ise izlenen çizgi film karakterlerinin her geçen gün çocuğun dünyasına yerleşmeye başlayacaklarına ve çocuğu gerçeklikten koparıp ciddi adaptasyon sorunu yaşatacağına işaret etmektedir. Öyle ki çok çizgi film izleyen ve o karakterlerle özdeşleşen çocukların sosyal ilişki kurmada zorlandıkları ve yalnız olmayı seçtikleri görülmüştür.
4)Güvenli davranış azalması ve risk artışı: Özellikle 12 yaş öncesinde ve muhakeme yetisi henüz gelişmemiş çocuklar gerçekle “hayal ürünü” arasındaki belirlemeyi yapmakta zorlanıp(hatta yapamayıp) ciddi güvenlik sorunları yaşayabilirler. Çizgi filmlerin içeriğinde olan uçma, kaçma davranışlarının gerçek hayatta da olabileceğini varsayıp bunları deneyebilir ve sağlıklarını riske atabilirler.
Bu olumsuz etkileri azaltmak için ebeveynler:

– Çocuklarının izledikleri televizyon ve çizgi film saatlerini kontrol altında tutup belli bir program dahilinde yapabilirler.

– Çocuklarının izledikleri çizgi filmleri belli aralıklarla onlarla izleyebilir ve içerikleri hakkında birkaç cümlelik de olsa yorumlar yapıp tartışabilirler.

– Çok siddet ve öfke içeren çizgi filmlerin izlenmesini engelleyebilirler.

– Farklı hobi ve uğraşlara yönlendirmeli ve televizyonu ya da çizgi filmleri çocuklarının hayatlarının odak noktası olmasını engelleyebilirler.

 

 

Comments are closed.